Buradasınız: Anasayfa Duyurular DUYURU VE HABERLER SESSİZ EVLER
Decrease font size  Default font size  Increase font size 
SESSİZ EVLER Yazdır e-Posta
Perşembe, 02 Nisan 2009 19:33

    Köyler ,kasabalar,mahalleler ve orada sessiz kimi yeni kimi eski evler.Onlar hep varlar. Kimi bakımlı kimi ayakta zor duran ,her     tarafından yaşanan hikayelerin   fışkırdığı evler. Evlerin bu hikayelerini ancak onların dilinden anlayan o evlerin geçmişini bilenler bilir. Çünkü o harabeye  dönmüş yuvaların kimlerin  acı tatlı geçmişini taşıdığını o evleri bilenler bilir. Hani derler ya ‘ tat kızın dilinden halası anlar’ işte bu evlerin  sessizce anlattıklarını o evlerde yaşayan veya  yaşayanları bilenler anlar.

 

Her köye gidişimde evimin bitişiğindeki yıkılmaya yüz tutmuş dedemin evi ilk gördüğüm eski ev. Dikkatimi çeken kalın taş duvarlar. Taş duvarların köşeleri. Rahmetli babam anlatırdı 1948 yılında  Sadık  Usta ‘nın yaptığı altı ahırlı üstü ev olarak kullanılan bu  yapının köşe taşları Kazılar’daki kale yıkığından develerle  getirdiğini.Taş duvar arasına  konulan hatıllar ve arasında çamur ve samanla yapılan yapı harcı.Üst örtüsü o yıllarda ‘PIRGIÇ’ tahta denilen çam ağaçlarının kesilip yaklaşık bir yüzeli santimetre uzunluğunda on beş santimetre genişlik ve iki santimetre kalınlığında tahtalarla kaplı idi.Üstte ortada  evin uzunluğunda ‘Mesit ‘ denilen kalın ve çam ağacının özünden yapılan taşıyıcı. Düşüne biliyor musunuz sadece bu mesit ağacını ormandan getirmek için  bütün köyün gençleri imece yapıyormuş Kapı ve oymalı pencereleri eve kurulan marangoz tezgahında günlerce çalışma ile yapan ustalar. Kendi doğup büyüdüğüm evi hatırlıyorum. Hatırlıyorum diyorum Çünkü bu evimiz maalesef  1985  yılında yandı. O evin marangozluk işini Senirden Ak Hasan lakaplı bir usta yaptı. Hatırladığım ocak davlumbazını yapmak için günlerce çalışmıştı. Birde aklımdan çıkmayan ustanın davlumbaz üzerine ağaçtan harfler   keserek ‘ Hasan Usta’ yazmasıydı. Kaç defa yaptığı harfler kırıldı yenisini yapmak için uğraşmıştı.

Güneybatı kısmında taş bir merdivenle eve çıkılıyor. Bu merdiven taşlarının say taş dediğimiz taşlardan yapılmış . Kim bilir bu taşlar nereden bulunup getirildi. Belki de köy çevresinde çokça bulunan Roma Harabesi söküldü bu iş için. Evin giriş kapı önünde ağaçtan yapılmış bir çardak. Bütün yaz aylarında oturulan  bir köşesinde yapılı toprak ocak yemeğin yapıldığı dinlenilen çardak. Hala bu gün bile  çardağın ağaçları sapasağlam duruyor. Evin duvarının  görünen bir yerinde  o yıllarda  köyde okuma yazma bilen  diğer dedemin yazdığı taş kitabe . SAİP RECEP, AMEL SADIK 1948 bu evin Sadık usta tarafından 1948 yılında yapıldığını sahibinin de Recep dedem olduğunu belirtiyor. Yine duvarda çakılı iki adet geyik boynuzu da rahmetli dedemin kendi vurduğu  bir geyiğin boynuzları. Bu boynuzların anlamı da sahibinin iyi bir avcı olduğunu belirtmek içinmiş. Benim de her iki dedemden dinlediğim bir av hikayesi aklıma geldi. O yıllar 1930 1940 yıllarda  bizim köy dağlarındaki son kaplanı iki dedem  Kazılar ininde  mavzerle vurmuşlar. Derisini  o günün parasıyla  önemli bir değerden satmışlar.  Kaplan denince aklımda kalan sözde hayvanlara yapılan bir beddua.Kaplan Atasıca  .O yıllarda  özellikle develere zarar veren onları parçalayıp yiyen kaplanlar varmış Toroslarda.   

İşte böyle  sessiz yıkık,virane biraz da mahsun duran bu evlerin  birinin anlattıkları. Ne içinde yaşayan ne tüten ocakları var ama onların anlatacak çok hikayeleri var.

                               

                                                                                Hasan Hüseyin  ARSLAN